-
Hüseyin OKUMUŞ
Tarih: 08-03-2026 01:36:00
Güncelleme: 08-03-2026 01:37:00
Prangadan Göklere: Atatürk’ün Vizyonu
Dünya tarihine baktığınızda kadın haklarının çoğu zaman sancılı bir "lütuf" gibi verildiğini görürsünüz. Oysa Anadolu’da durum farklıydı. Osmanlı’nın son döneminde nüfusta sayılmayan, boşanma hakkı dahi olmayan, çocukları üzerinde velayeti bulunmayan Türk kadını; kaderini eline bir tüfek ve kucağına bir mermi alarak değiştirdi.
Halide Edip’in kaleminde, Nene Hatun’un tabyasında, Halime Çavuş’un cephesinde pişen bu mücadeleyi, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk en doğru yere mühürledi: Eşitlik. Atatürk’ün şu sözü, aslında bugün tartıştığımız pek çok sosyolojik sorunun reçetesidir:
"Bir toplumun yarısı zincirlere bağlı kaldıkça, diğer yarısı göklere yükselemez."
1926 Türk Medeni Kanunu ve ardından gelen seçme-seçilme hakları, o dönem Avrupa’nın "modern" sayılan ülkelerinde henüz hayal bile edilemezken, Türkiye bir "Kadın Devrimi" gerçekleştiriyordu. Türk kadını, seçme ve seçilme hakkını birçok dünya ülkesinden önce, kendi bileğinin hakkıyla ve Cumhuriyet’in aydınlık vizyonuyla elde etti.
Sadece Kutlama Değil, Bir Farkındalık Duruşu
Bugün gelinen noktada tablo ne yazık ki toz pembe değil. Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi ülkemizde de kadına yönelik şiddet, fırsat eşitsizliği ve toplumsal ayrımcılık hâlâ "en büyük engel" olarak karşımızda duruyor.
Şunu yüksek sesle söylemek zorundayız: Kadının güçlü olmadığı bir toplum, tek kanatlı kuşa benzer. Havalanmaya çalışır ama yükselemez. Sosyal adaletin, kalkınmanın ve gerçek demokrasinin ön şartı, kadının karar alma mekanizmalarında, ekonomide ve bilimde "vitrin süsü" değil, "esas özne" olmasıdır.
Geleceğin Mimarları
Sivil toplum kuruluşlarının, aydınların ve her bir bireyin bugün yapması gereken şey, 8 Mart’ı bir güne hapsetmemektir. 8 Mart; bir farkındalık, bir dayanışma ve bir hatırlatmadır. Hatırlamamız gereken en temel gerçek ise şudur:
Kadın varsa demokrasi vardır. Kadın varsa gelecek vardır.
Hayatın yükünü omuzlayan, emeğiyle dünyayı güzelleştiren ve Cumhuriyetimizin değerlerini yarınlara taşıyan tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun. Unutmayın; bir toplumun gerçek gelişmişlik karnesi, kadınlarının yüzündeki tebessüm ve gözlerindeki özgürlük ışığıyla ölçülür.
- ÇANAKKALE GEÇİLMEZ: Bir Milletin Kaderini Değiştiren Direniş
- Paranın Efendisi Olmak mı, Kölesi mi?
- Cehaletin Gölgesinde Büyüyen Nefret
- Sessizliğin Suçu
- Yolun Hikâyesi: Herkesle Yola Çıkılmaz
- Mülkiyetin Değil, Ekmeğin Kardeşliği
- Kadına Demokrasi, Topluma Vicdan
- Tehditle Değil Vicdanla Ayakta Duran Ahlak
- Milli İrade Tapulu Değil, Emanettir
- 6 Şubat: Bir Toplumsal Yıkımın Analizi ve Unutulmayan Tanıklıklar
- Okul Bahçesinde Bir Kış Masalı: Zorbalık, Yoksulluk ve Ruhun Çığlığı
- Gecekondudan Rezidansa, Beton Bloklar Arasında Kaybolan Aile Bağlarımız